Antalya' yı gezmeye gelenler. Kale Kapısında' ki Saat Kulesinin karşısından, Kapalı Yol istikametine doğru yürürken, Akdeniz' e doğru bakan, Antalya' nın kurucusu Attalos' un heykeli ile karşılaşırlar...
Bergama Kralı II Attalos, babası gibi Roma devleti ile iyi ilişkiler kurmuş, bu nedenle Roma İmparatorluğu, Bergama Kralının Pamfilya Bölgesine inmesinde bir sakınca görmemiştir...
Attalos'un " Bana yeryüzünün cennetini bulun " emri üzerine, adamları güneye inip, Toros Dağlarını aştıktan sonra Attaleia' yı bulmuşlar...
Attalos' un da gelip, burayı görmesi ile Antalya şehri inşa edilmiş...
Antalya Merkezi, gezmeye gelen tur grup rehberleri, grubu Kral Attalos' un heykeli önüne getirerek, orada kısa bir tanıtım yaparlar...
İşte bu sahneyi ben çok severim ve işi gücü bırakıp, bu güzel sahneyi seyrederim...
Düşünün, bu güzel şehri kuran, bu topraklarda yaşamış bir kral, dünyanın her yanından gelen milyonlarca insan tarafından ziyaret ediliyor...
Dünyada acaba kaç şehrin kurucu insanı biliniyor?
Bu kadar güzel bir şehri kuran bir insana vefa ve hayranlık duymamak mümkün mü?
Ben bile oradan her geçişte, Attolos' a bakıp " iyi ki bu şehri kurmuşsun, sayende bu kadar güzel bir şehirde yaşıyoruz" diyorum...
Tabii ki burayı bizlere 1206 yılında kazandıran Selçuklu Sultanı Gıyaseddin Keyhüsrev' de dualarımızdan nasibini alıyor...
Bergama Krallığından sonra şehir Romalıların eline geçiyor ve daha sonra Selçuklu ve Osmanlı idaresine giriyor...
Sevr ile birlikte bir müddet İtalyan Askerleri burayı işgal ediyor ve Kurtuluş Savaşı sonrası kendiliğinden çekip gidiyorlar... Yani tek kurşun atılmadan Antalya Kurtuluyor... O yüzden Antalya' nın savaşla kurtarılmış bir kurtuluş günü yoktur.
Tabii ki, Attalos' a dikkat etmeden, bu şahsın, yaşadıkları şehrin kurucusu olduğunu bilmeden bu şehirde yaşayan veya bu şehri ziyaret eden insanlar olabilir.
Antalya' da yaşamaktan ziyadesi ile memnun ve mutlu olan bir birey olarak, bu bilgileri sizleri aktarmak ve Attalos' a karşı vefa borcumu ödemek istedim...
ANTALYA'NIN KURULUŞ EFSANESİ
Bergama Kralı II. Attalos, M.Ö. 158 yılında, krallığının egemenlik sınırlarını genişletmek ve yeni liman şehirleri kurmak amacıyla akıncılarına: "Gidin, bana bu yeryüzü üzerinde öyle bir yer bulun ki bütün kralların, bütün hükümdarların gözü kalsın. Öyle bir yer bulun ki hiç kimse gözünü oradan ayıramasın. Gidin bana yeryüzünün cennetini bulun" emri verip, göndermişti. Akıncılar, bu emirle işin zorluğunu, bir anlamda, olmazlığını bile bile yola ko...yulmuşlar, diyar diyar dolaşmışlar. Haftalarca, aylarca dolaşmışlar ama krallarının istediği gibi bir yere bir türlü rastlayamamışlar. Ta ki bir gün bugün Çubuk Beli diye anılan yolu aşıp da yeryüzü cennetinin kapıları, Toroslar'ın eteklerinde, çamların arasından Akdeniz'in büyülü bir akşamına açılıncaya dek! Tepeleri karla kaplı Beydağları, el değmemiş ormanlarının yeşilliği, batan güneşin tutuşturduğu gümüş kıyılar ve denizin o çividi mavisi karşısında, solukları kesilmiş Bergamalı akıncılar Toroslar'dan aşağıya indikçe, dünya cenneti bir ovanın rengarenk bereketiyle sarmalanmışlar. En sonunda bugünkü Antalya kentinin bulunduğu yere geldiklerinde karşılarına çıkan eşsiz doğal güzellik karşısında cenneti nihayet bulduklarını görmüşlerdi. Buradan dörtnala kalkıp Bergama'ya dönen akıncılar, kralın huzuruna varıp, "Emriniz üzere cenneti bulduk!" demişler. Kral Attalos, akıncılarının 'cennet' dedikleri yeri bir de kendi gözleriyle görmek istemişti. Akıncılar yine öne düşmüşler, Kral Attalos arkalarından ordularıyla onları izlemişti. Bugünkü Antalya'nın bulunduğu yere vardıklarında Kral Attalos da cennete geldiğini kabul etmiş ve burada derhal büyük bir kent kurulmasını emretmişti. Bu doğal güzellikler içinde Bergamalılar kısa zamanda görkemli bir kent kurdular ve bu kente, Kral Attalos'un adına izafeten 'Attaleia' ismini verdiler. Kent, Bergamalıların elinden çıktıktan sonra da bu isimle anıldı. Türkler gelip buraya yerleştikten sonra 'Attaleia'nın adını sırası ile Stelai, Satalya, Adalya ve Antalya olarak değiştirdiler.
Bergama Kralı II. Attalos, M.Ö. 158 yılında, krallığının egemenlik sınırlarını genişletmek ve yeni liman şehirleri kurmak amacıyla akıncılarına: "Gidin, bana bu yeryüzü üzerinde öyle bir yer bulun ki bütün kralların, bütün hükümdarların gözü kalsın. Öyle bir yer bulun ki hiç kimse gözünü oradan ayıramasın. Gidin bana yeryüzünün cennetini bulun" emri verip, göndermişti. Akıncılar, bu emirle işin zorluğunu, bir anlamda, olmazlığını bile bile yola ko...yulmuşlar, diyar diyar dolaşmışlar. Haftalarca, aylarca dolaşmışlar ama krallarının istediği gibi bir yere bir türlü rastlayamamışlar. Ta ki bir gün bugün Çubuk Beli diye anılan yolu aşıp da yeryüzü cennetinin kapıları, Toroslar'ın eteklerinde, çamların arasından Akdeniz'in büyülü bir akşamına açılıncaya dek! Tepeleri karla kaplı Beydağları, el değmemiş ormanlarının yeşilliği, batan güneşin tutuşturduğu gümüş kıyılar ve denizin o çividi mavisi karşısında, solukları kesilmiş Bergamalı akıncılar Toroslar'dan aşağıya indikçe, dünya cenneti bir ovanın rengarenk bereketiyle sarmalanmışlar. En sonunda bugünkü Antalya kentinin bulunduğu yere geldiklerinde karşılarına çıkan eşsiz doğal güzellik karşısında cenneti nihayet bulduklarını görmüşlerdi. Buradan dörtnala kalkıp Bergama'ya dönen akıncılar, kralın huzuruna varıp, "Emriniz üzere cenneti bulduk!" demişler. Kral Attalos, akıncılarının 'cennet' dedikleri yeri bir de kendi gözleriyle görmek istemişti. Akıncılar yine öne düşmüşler, Kral Attalos arkalarından ordularıyla onları izlemişti. Bugünkü Antalya'nın bulunduğu yere vardıklarında Kral Attalos da cennete geldiğini kabul etmiş ve burada derhal büyük bir kent kurulmasını emretmişti. Bu doğal güzellikler içinde Bergamalılar kısa zamanda görkemli bir kent kurdular ve bu kente, Kral Attalos'un adına izafeten 'Attaleia' ismini verdiler. Kent, Bergamalıların elinden çıktıktan sonra da bu isimle anıldı. Türkler gelip buraya yerleştikten sonra 'Attaleia'nın adını sırası ile Stelai, Satalya, Adalya ve Antalya olarak değiştirdiler.





Hiç yorum yok:
Yorum Gönder